Ellie Goulding – Something In The Way You Move

  1. It’s a strangest feeling (Tuhaf bir his bu)
  2. Feeling this way for you (Senin için bunları hissetmek)
  3. There’s something in the way you move (Tavırlarında bir şey var senin)
  4. Something in the way you move (Tavırlarında bir şey)
  5. With you I’m never healing (Sen varken bir türlü kendime gelemiyorum)
  6. It’s heartache through and through (Delip geçtin kalbimi)
  7. There’s something in the way you move (Tavırlarında bir şey var senin)
  8. Don’t know what it is you do (Ne yapıyorsun bilmiyorum)
  9. Not one bone in your body good enough for me (Aman aman diyebileceğim bir yanın da yok)
  10. This heart is open, bloodstain on my sleeve (Kalbimi sana açtım, kolumda kan lekesi)
  11. When our eyes meet, I can only see the end (Gözlerimiz buluştuğunda, sonunu görüyorum bu hepsi)
  12. But tonight I’m here yours again (Ama bu gece de seninim burada)
  13. But tonight I’m gonna lose it all (Ama bu gece neyim varsa kaybedeceğim)
  14. Playing with fire, I was the first to fall (Ateşle oynarken ilk ben düşeceğim)
  15. Heart is sinking like a cannonball (Top güllesi gibi yakacaksın kalbimi)
  16. Baby, kill it, what’re you waiting for? (Bebeğim söndür bu ateşi, neyi bekliyorsun)
  17. (Yeminli Sözlük)
  18. Something in the way you move (Tavırlarında bir şey)
  19. Something in the way you do it (Tarzında bir şey)
  20. Something in the way you move (Tavırlarında bir şey)
  21. Something in the way you move (Tavırlarında bir şey)
  22. Something in the way you do it (Tarzında bir şey)
  23. Something in the way you move (Tavırlarında bir şey)
  24. There’s an evil night air, the stars don’t shine tonight (Havada bir kasvet var, yıldızlar parlamıyor bu gece)
  25. Something in the way you do (Tarzında bir şey)
  26. Something in the way you (Tarzında bir)
  27. Push me closer, further (Yaklaştır beni, daha yakına)
  28. Break me just enough (Kır beni böyle)
  29. Your lies always seem so true (Yalanların gerçek gibi)
  30. There’s nothing left for me to lose (Kaybedecek neyim kaldı ki)
  31. There’s not one thing I can do to change your ways (Seni değiştirmek için elimden bir şey de gelmez)
  32. But I can’t sit back and take the lonely days (Ama öylece oturup yalnızlığa da katlanamam)
  33. When our eyes meet, I can only see the end (Gözlerimiz buluştuğunda, sonunu görüyorum bu hepsi)
  34. And tonight the rain pours again (Ve bu gece yağmur yine dolu dolu yağacak)
  35. But tonight I’m gonna lose it all (Ama bu gece neyim varsa kaybedeceğim)
  36. Playing with fire, I was the first to fall (Ateşle oynarken ilk ben düşeceğim)
  37. Heart is sinking like a cannonball (Top güllesi gibi yakacaksın kalbimi)
  38. Baby, kill it, what’re you waiting for? (Bebeğim söndür bu ateşi, neyi bekliyorsun)
  39. Something in the way you move (Tavırlarında bir şey)
  40. Something in the way you do it (Tarzında bir şey)
  41. Something in the way you move (Tavırlarında bir şey)
  42. Something in the way you move (Tavırlarında bir şey)
  43. Something in the way you do it (Tarzında bir şey)
  44. Something in the way you move (Tavırlarında bir şey)
  45. But tonight I’m gonna lose it all (Ama bu gece neyim varsa kaybedeceğim)
  46. Playing with fire, I was the first to fall (Ateşle oynarken ilk ben düşeceğim)
  47. Heart is sinking like a cannonball (Top güllesi gibi yakacaksın kalbimi)
  48. Baby, kill it, what’re you waiting for? (Bebeğim söndür bu ateşi, neyi bekliyorsun)
  49. Something in the way you move (Tavırlarında bir şey)
  50. Something in the way you do it (Tarzında bir şey)
  51. Something in the way you move (Tavırlarında bir şey)
  52. Something in the way you move (Tavırlarında bir şey)
  53. Something in the way you do it (Tarzında bir şey)
  54. Something in the way you move (Tavırlarında bir şey)
  55. Something in the way you move (Tavırlarında bir şey)
  56. Something in the way you do it (Tarzında bir şey)
  57. Something in the way you move (Tavırlarında bir şey)
  58. Something in the way you move (Tavırlarında bir şey)
  59. Something in the way you do it (Tarzında bir şey)
  60. Something in the way you move (Tavırlarında bir şey)

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.